Yeni bir araştırma, şizofrenide birbirinden ayrı gibi görünen üç belirtinin ortak bir beyin sinyaliyle ilişkili olabileceğini ortaya koydu.
Ortak bir mekanizma arayışı
Şizofreni çoğu zaman birbirinden bağımsız sorunlar dizisi olarak tanımlanıyor. Kişiler dünyayı farklı algılayabiliyor, çevrelerine farklı tepkiler verebiliyor ya da anlaşılması güç biçimde konuşabiliyor.
Science Advances dergisinde yayımlanan çalışma, bu üç belirti için ortak bir mekanizma olabileceğini gösterdi. Bulgular, McGill University, McConnell Brain Imaging Centre, University of Montreal, Research Centre of the University of Montreal Health Centre ve Douglas Research Centre araştırmacılarının işbirliğiyle elde edildi.
Beta-band etkinliği ölçüldü
Araştırmacılar, şizofreni tanısı olan 25 kişi ve sağlıklı 25 kişilik kontrol grubunda beta-band beyin etkinliğini ölçtü. Katılımcılar, görüntü ve seslerin zamanlamasını içeren bir görevi yerine getirirken kayıt alındı.
Katılımcıların konuşmaları da düzensizlik belirtileri açısından analiz edildi. Çalışmada, beta-band etkinliğinin şizofreni hastalarında kontrol grubuna kıyasla daha zayıf ve daha yavaş olduğu belirlendi.
Belirtiler aynı sinyalle birlikte arttı
En belirgin farkın görüldüğü hastalarda, görüntü ve seslerin zamanlamasını işlemede daha fazla zorlanma saptandı. Aynı kişilerde konuşma düzensizliği ve klinik belirtilerin şiddeti de daha yüksekti.
Araştırmacılara göre normalde ayrı ayrı incelenen bu üç özellik, aynı beyin sinyalindeki değişimle birlikte ortaya çıkabiliyor. Bu durum, şizofrenideki belirtiler arasında ortak bir bağlantı olabileceğine işaret ediyor.
Uzmanlardan değerlendirme
Çalışmanın kıdemli yazarı Dr. Lena Palaniyappan, bu bulguların beynin işleyişini, özellikle de dünyaya dair kendi modelini nasıl kurup nasıl revize ettiğini ölçmenin önemli olabileceğine dair erken ancak güçlü kanıt sunduğunu söyledi. Palaniyappan, bunun şizofreni gibi bozukluklarda görülen karmaşık belirti yelpazesinin arkasında ortak bir iz olabileceğini düşündürdüğünü ifade etti.
Dr. Palaniyappan, şizofreninin ilk işaretlerinin ergenlik döneminde başlayabildiğini, ancak bunun çoğu zaman uzun süre fark edilmediğini de vurguladı. Çalışmanın daha büyük örneklemlerde doğrulanması halinde, ruh sağlığı desteği arayan gençler arasında psikoz riski taşıyanların belirlenmesinde yararlı bir yöntem ortaya çıkabileceğini söyledi.
MEG görüntüleme ile elde edilen bulgular
Çalışma, Montreal Neurological Institute-Hospital (The Neuro) içindeki McConnell Brain Imaging Centre’da yapılan yüksek çözünürlüklü MEG görüntülemeye dayandı. MEG, manyetoensefalografi anlamına geliyor ve beynin etkinliğini çok hassas biçimde izlemeye yarıyor.
Çalışmanın başyazarı ve McGill University Psikiyatri Bölümü ile Douglas Research Centre’da doktora sonrası araştırmacı olan Hsi (Tiana) Wei, aynı zayıflamış beyin sinyalinin ses, görüntü ya da hareket görevlerinin tümünde yeniden ortaya çıktığını söyledi. Wei, farklı alanlarda aynı örüntünün görülmesinin, belirtileri birbirine bağlayan ortak bir süreç olabileceği izlenimi verdiğini aktardı.
Bulguların sınırı ve sonraki adım
Wei, çalışmanın ilk ve sınırlı sayıda katılımcıyla yürütülen bir araştırma olduğunu, konuşma ve klinik şiddetle ilgili ilişkilerin daha büyük ve bağımsız örneklemlerde test edilmesi gerektiğini belirtti. Buna rağmen, söz konusu beyin sinyalinin gelecekte bir tedavi hedefi olarak da araştırılabileceğini ekledi.
“Neurophysiological dynamics related to perception, action, and language in schizophrenia” başlıklı çalışma, Science Advances’ta yayımlandı. Araştırma; Hsi T. Wei, Dominic Boutet, Rukun Dou, Jessica Ahrens, Nadia Zeramdini, Alban Voppel, Fernando Gonzales-Aste, Fatme Abboud, Sylvain Baillet ve Lena Palaniyappan tarafından hazırlandı. Çalışma, Lena Palaniyappan ve Sylvain Baillet’e verilen McConnell Brain Imaging Centre pilot fonu, Hsi T. Wei’ye verilen Mitacs Accelerate Fellowship, Quebec Bioimaging Network ve Canada Foundation for Innovation’s John R. Evans Leaders Fund tarafından desteklendi; bu fon Quebec Hükümeti tarafından eşleştirildi.



